Karar tam metni

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2026/847 E., 2026/1639 K.

Mahkeme
İlk derece / istinaf
Daire
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas no
2026/847
Karar no
2026/1639
Karar tarihi
14.10.2026
Kaynak
UYAP Emsal (ilk derece ve istinaf)
Orijinal kaynak (UYAP)
İçindekiler (3 bölüm)
  1. DAVANIN KONUSU
  2. CEVAP
  3. İNCELEME VE GEREKÇE

T.C.

GAZİANTEP

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: ..

KARAR NO: .

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN: ..

ÜYE: ..

ÜYE: ..

KATİP: ..

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: ..

NUMARASI: ..

DAVACILAR: ..

VEKİLİ: Av. ..

FERİ MÜDAHİLLER: ..

VEKİLİ: ..

DAVANIN KONUSU :

Konkordato

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: ..

YAZIM TARİHİ: ..

Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacılar vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA: Davacılar vekili, müvekkili şirketin halı sektörünün temel girdilerinden biri olan polipropilen.. tabanlı iplik üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, konkordato talebinde bulunulmasının temelinde.. tarihli .. depreminin yıkım etkilerinin yanında ekonomik etkilerinin de ortaya çıkmasının olduğunu, depremden sonra özellikle imalat işletmelerinin ekonomik hammadde temini, üretim, satış ve özellikle alacakların tahsilatına ilişkin problem yaşamaya başladığını, şirketin nakit dengesinin bozularak dar boğaza girdiğini, teknolojik yatırımların (makine tesisat yatırımı) yapılması veya başkaca nedenlerle kullanılan kredilerin borç yükünün artmasına neden olduğunu, şirketin gerek makine parkuru gerekse üretim tesis alanını sürekli geliştiren bir eğilim içinde olduğunu, özellikle kredi maliyetlerinin artması ile birlikte geri ödeme güçlüğü içine düştüğünü, faizlerin artması nedeniyle ödeme zorluğu içerisine düştüklerini, konkordato taleplerinin kabulü halinde tasdik kararının alınmasını müteakip;. ay eşit taksitler halinde borçların ödenmesi teklifinde bulunduklarını, bir kısım tedbir talepleri ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :

Müdahale talebinde bulunanlar, konkordato talebinin reddine karar verilmesini, tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

YEREL MAHKEME KARARI: Mahkemece, kanun açıkça kesin mühlete geçiş için "başarıya ulaşma" kriterini ortaya koyduğu, projenin başarıya ulaşmasının mümkünlüğü her şeyden önce projenin iktisadi gerçekliğe uygunluğu ve teklifin inandırıcılığı ile ilgili olduğu, dosyaya sunulan komiser raporundaki tespitler karşısında, konkordato talebinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşıldığı, özellikle yapılan fiktif kayıtlar ve bilanço hileleri ile olmayan stok yaratılması, komiserlerin talimatlarına uyulmaması, öyleki bir konkordato banka hesabının dahi açılmaması karşısında teklif inandırıcı bulunmadığı, davacıların kesin mühlet talebi kabul görmediği, geçici mühlet kaldırılarak tasdik talebinin reddine, İİK'nın 292.maddesi"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.(3) d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder. " şeklinde olduğu, İİK 287/5 uyarınca yukarıda metni verilen 292 maddenin geçici mühlette de uygulanacağı izahtan vareste olduğu, İİK'nın 292 maddesinde sayılan tespitlerin yapılması halinde mahkemece resen iflasa karar verilmesinin gerekli olduğu, komiser raporunda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşıldığı, yine aynı raporda davacının fiktif işlemler yaptığının tespit edildiği ve bu durumun kötü niyetli bir davranış olarak kabul edildiği, bu fiktif işlemlerin alacaklıların zarara uğratılması kastıyla yapıldığı yönünde de kanaat oluştuğu, davanın reddi yanında iflasa da karar vermek gerektiği, gerçek kişi davacı yönünden yapılan incelemede ise; projenin mal varlığı ile orantılı olmadığı, mevcut mal varlığı ile borçların ödenmesinin mümkün görülmediği, davacının şirketin tek ortağı ve yöneticisi olduğu gözetildiğinde yukarıda yapılan bilanço hileleri ve fiktif kayıtların oluşumunun da davacı tarafından gerçekleştirildiği, davacının bu sebeplerle iyi niyetli de olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili, konkordato yargılamasında mahkemenin, borçlunun mali durumunu tüm yönleriyle araştırması ve özellikle teknik konularda bilirkişi incelemesine başvurmasının zorunlu olduğunu, somut olayda ise; komiser raporu dışında bağımsız bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, mali tabloların doğruluğunun teknik olarak test edilmediği, taraflarınca sunulan açıklamaların değerlendirilmediğini, mahkeme kararında, şirketin stoklarının fiktif olduğunun kabul edildiğini, ancak bu sonuca ulaşılırken; herhangi bir bağımsız denetim raporu alınmadığını, teknik bilirkişi incelemesi yapılmadığını, somut ve kesin delil ortaya konulmadığını, bu büyüklükte bir mali tespitin yalnızca komiser gözlemi ile yapılmasının mümkün olmayacağını, bu nedenle söz konusu değerlendirmenin varsayıma dayalı olup hükme esas alınamayacağını, mahkemenin, konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı sonucuna vardığını, ancak bu değerlendirme yapılırken; deprem sonrası ekonomik koşullar, sektörel toparlanma süreci, şirketin üretim kapasitesi ve yatırım potansiyeli, sunulan ödeme planının gerçekçiliğinin dikkate alınmadığını, oysa konkordato hukukunda önemli olan kesin başarı değil, makul başarı ihtimali olduğunu, mahkemenin bu kriteri hatalı yorumladığını, zira şirketin bilanço ve mali tablolara bakıldığında, hazırlanan projeye göre borçlarını karşılamaya yeterli olduğunu ve komiser heyeti tarafından hazırlanan .. tarihli raporda "Şirketin kaydi değerli bilanço verilerine göre borca batık olmadığı görülmektedir." şeklinde belirtildiğini, şirketin borca batık durumda olmadığı tespit edilmiş olup mahkemece projenin tasdike uygun olduğu ve 1 yıllık kesin mühlete geçilmesi kararı verilmesi gerekirken davanın reddedilerek şirket hakkında iflas kararı verilmesinin yerinde olmadığını, yine davanın reddedilmesi halinde yalnızca tedbirlerin kaldırılması gerekirken doğrudan iflasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu durumda iflas kararı verilmesinin, ölçülülük ilkesine aykırı olup son çare niteliğinde değerlendirilmesi gereken bir yaptırımın erken uygulanması olduğunu, yine mahkemenin, müvekkillerinin kötü niyetli olduğu ve alacaklıları zarara uğratma kastı taşıdığı yönünde değerlendirme yaptığını, ancak bu sonuca dayanak teşkil edecek somut hiçbir delil bulunmadığını, davacı Hasan Kaplan yönünden yapılan değerlendirmenin de hukuka aykırı olduğunu, şirket konkordatosunun reddi, şahıs konkordatosunun da reddi sonucunu doğurmayacağını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE:

Dava, İİK m. 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi konkordato ve tasdik talebine ilişkindir. İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.

Komiser Heyeti Tarafından Yapılan Tespitler Sayılan Hususlar Yönünden:

... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..Esas sayılı dosyasında ..Üyesi . . . ve ..Bağımsız .. oluşan .. Konkordato Komiser Heyeti tarafından tanzim edilen .. tarihli 1. Değerlendirme Raporu incelendiğinde; Davacı şirketin .. tarihli kaydi bilançosunda .. TL özkaynak görünmesine karşın, bilançoda yer alan .. TL tutarındaki stokun gerçeği yansıtmadığı ve fiktif olduğu şirket merkezinde yapılan yerinde inceleme neticesinde fiilen tespit edilmiştir. Fiktif olan bu stok mahsup edildiğinde davacı şirketin rayiç değerli bilanço verilerine göre -.. TL tutarında borca batık olduğu anlaşılmıştır. Şirketin .. TL tutarındaki borç stokuna karşılık ön projede ve makul güvence raporunda borç ödeme kaynağı olarak öngörülen .. TL kârlılık hedefinin gerçekleşme olanağının bulunmadığı; nitekim .. tarihli gelir tablosunda dönem net kârının yalnızca .. TL, faaliyet kârının ise .. TL olduğu görülmüştür.

Davacı şirketin geçici mühletin başladığı .. tarihinden rapor tarihine kadar hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığı, gayri faal durumda olduğu ve mevcut çalışan sayısının 1 personel olmasının da faaliyetsizliği teyit ettiği saptanmıştır. Konkordato sürecinin denetimi ve nakit akışının izlenebilmesi bakımından zorunlu olan banka konkordato hesaplarının dahi açılmadığı / bildirilmediği, gayrimenkul değerleme işlemlerinin komiser heyetinin 2 no'lu kararında ihtarat yapılmasına rağmen yerine getirilmediği, ön projede ticari defter tasdik ve e-defter berat bilgilerinin dahi yer almadığı tespit edilmiştir.

Davacı Gerçek Kişi Hasan Kaplan'ın Ön Projesinin "Yaslama Proje" Niteliğinde Olması Yönünden:Davacı gerçek kişi . . yönünden sunulan ön proje ve komiser raporu incelendiğinde;Davacı Hasan Kaplan'ın ticaret sicil kaydı bulunmayan, iflasa tabi olmayan gerçek kişi borçlu konumunda olduğu;.. hissedarı olduğu davacı şirketin banka kredilerine müteselsil kefaleti sebebiyle .. TL borç yükü altına girdiği görülmüştür.

Davacı gerçek kişinin şahsi konkordato projesinde beyan ettiği borç ödeme kaynağının, gayrimenkul rayiç değerleri (. TL) ile 3 yıllık emekli maaşı birikiminden (. TL) ibaret olduğu belirlenmiştir. Davacı gerçek kişinin sunduğu konkordato ön projesi; müstakil, kendi içinde iktisadi gerçekliği ve realizasyon imkânı olan bağımsız bir proje niteliğinde değildir. Aksine, asıl borçlu şirketin.. varlığına, ticari faaliyetine ve şirket konkordatosunun başarısına tamamen bağımlı kılınmış "yaslama proje" (mütselsil kefaletin şahsi malvarlığına yansıtılmasını engellemeye dönük gölge proje) mahiyetindedir.

Asıl borçlu şirketin fiktif stok kayıtları sebebiyle borca batık olması, gayri faal kalması ve şirket konkordato ön projesinin uygulanma imkânının ortadan kalkması karşısında; davacı gerçek kişinin şahsi borç stokunu ödemeye elverişli müstakil bir gelir kaynağı bulunmadığından, sırf şirket borcuna yaslanarak hazırlanan bu projenin de başarıya ulaşma ihtimali hukuken ve fiilen imkânsız hale gelmiştir. Bu doğrultuda, şahıs konkordatosunun bağımsızlığı ilkesi uyarınca yapılan incelemede, davacının kendi gelir ve malvarlığı ile borçlarını tasfiye etme teklifinin ciddi, inandırıcı ve uygulanabilir olmadığı sonucuna varılmıştır.

İİK m. 289/3 uyarınca kesin mühlete karar verilebilmesi için "konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması" yasal şarttır. İİK m. 287/5 atfıyla geçici mühlet içinde de uygulanan İİK m. 292 maddesi gereğince, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun komiser talimatlarına uymaması veya alacaklıları zarara uğratma kastıyla fiktif işlemler yapması hallerinde mahkemece geçici mühlet kaldırılarak davanın reddine ve iflasa tabi borçlu yönünden resen iflasa karar verilmesi emredici kanun hükmüdür. Somut olayda komiser heyetinin bağımsız, somut ve teknik tespitleri karşısında Mahkemece ayrıca bilirkişi heyeti oluşturulmasına gerek bulunmadığı; fiktif stok kayıtları, faaliyetsizlik, banka hesabı dahi açılmaması gibi olgular dikkate alındığında teklifin inandırıcı ve makul olmadığı sabittir. İflasa tabi olan davacı şirket hakkında verilen resen iflas kararı ile iflasa tabi olmayan davacı gerçek kişi yönünden verilen davanın reddi kararı usul ve yasaya, kamu düzenine ve hakkaniyete uygundur.

Açıklanan gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacılar tarafından yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleşince ilgili tarafa iadesine,

5-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara Dairemizce tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde İİK'nın 308/a. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 14.10.2026

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

Metin UYAP Emsal (ilk derece ve istinaf) kaynağından alındığı gibidir; anonimleştirme kaynağa aittir. Adlexa metni değiştirmez, yalnızca okunur biçimde gösterir. Hukuki işlem öncesi orijinal kaynağı kontrol edin.

Bu kararla ilgili sorunuz mu var?

Adlexa asistanı benzer kararları bulur, okur ve kaynak göstererek yanıtlar.

Asistana sor